Seyduna ve Şahrud
Perşembe, Ocak 29, 2009 10:06
Seyduna şahrud iki sevdalı ırmaktır elbruz eteklerinde
Şahin gelip dalına konar şahrudun,seydunanın suyundan içer
Umutlar tazelenir alamut kalesinde
diyor Tunay Bozyiğit. Onların hikayesi öyle bi hikayedir ki Leyla ile Mecnun’u kendilerine imrendirir, Kerem’i Aslı için dağları delmekten vazgeçirir. Onlar ki yalnızca ufuk çizgisinde buluşan, onuda güneşin günde iki kez ateşe verdiği iki sevdalıdır.Kavuşamayan iki sevdanın, bir efsanenin öyküsüdür Seyduna ve Şahrud’un öyküsü. Devamını okuma için tıklayın >>> »
Bugün doğum günüm. 23 yıl geçti aradan. 23 birbirine benzer yıl. 23 yıl geçmiş saçma sapan dünyada, saçma sapan şeylerin olduğu koca 23 yıl. Bakalım bu dünyanın saçmalıklarını daha kaç 23 yıl göreceğim. Bakalım bu dünyada bu saçma ve kokuşmuş dünyada bu pis kokuya batmadan kaç 23 yıl yaşayabileceğim?
Filistin’de neler oluyor? Herkes farkında. İlk defa mı oluyor?Hayır. Son defa mı olacak? Hayır. Peki ne olacak? Sonsuza kadar gidecek bir kangölü, bir katliam ve insanlık dıramı. Son rakamlara göre 900′e yakın ölü. Bunların neredeyse hepsi sivil. Üstelik çocuk. Ne suçları var derseniz çok suçları var. Çünkü onların suçu kan ve gözyaşının, sömürünün ve çürümüşlüğün hüküm sürdüğü bir dünyada ve zamanda yaşıyorlar. Evet onlar suçlular. Suçlarını da ölerek ödüyorlar…
Bu ülke bir Nazım gördü. Öyle bir Nazım’dı ki o kendi vatanından kovuldu. Vatan haini damgası yeni. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesi durumundaki canım ülkemin ağlanılası durumundan bahsetti. O vatan hainin oldu, ABD yalakaları vatan sever, ülkesever. O şiir yazdı hapislerde, öyle şiirler yazdı ki okuduğunuzda “ben miyim vatan haini o mu?” demenize sebep oldu.




